İş Ortamında Olumsuzluk Yaratan Personelin 8 Farklı Davranışı

Is Ortaminda Olumsuzluk Yaratan Personelin 8 Farkli Davranisi

Aslında hiçbir şey göründüğü gibi olmayabilir ve siz bunu fark ettiğinizde her şey için çok geç olabilir. Aslında garip olan şey nedir biliyor musunuz, esas problemi yaratan kişinin gerçekten de sakıncalı bulduğunuz personelden kaynaklanmıyor oluşudur.

Bazı insanlar gerçekten de işten çıkarılmayı hak ederler. Yetersizlikleri ve inanılmaz derecedeki saçma sapan davranışlarıyla onları diğerlerinden ayırt etmek hiç de zor değildir. Onların işteki durumları hakkındaki karar ne kadar üzücü olsa da, vakit kaybetmeden onlarla düşüncelerinizi paylaşıp, sizinle işe devam edemeyecekleri konusundaki görüşlerinizi kendileri ile paylaşmalısınız.

Esas problem, genelde memnuniyet verici işler ortaya koyduğunu düşündüğünüz personelinizden kaynaklanır ki bu tutumdaki kişiler genelde tıpkı sinsi bir kanser hücresi gibi hareket ederler. Yavaş yavaş çalışma arkadaşlarının performanslarını, morallerini, tutum ve davranışlarını harap ederler ve sonunda şirketin tamamı bu durumlardan olumsuz olarak etkilenir.

İkaz etmeniz ya da daha kötü bir ihtimalle işine son vermeniz gereken bu tip personellerin, genel anlamıyla 8 tip tutum ve davranışları vardır:

1. Genelde “Bu Benim İşim Değil” Derler.

Bir personelin, kendisine verilen işleri kendi sorumluluğunda olup olmadığına bakmaksızın, öncelik sırasına göre düzenleyip vakit kaybetmeden üzerinde çalışmaya başlaması, özellikle küçük boyutlarda ki şirketler için son derece önemlidir.

Örneğin; bir idarecinin kamyonların yüklenmesine yardımcı olması gerekiyorsa, yardımlarını esirgememelidir. Bir makinist makine operatörü, kullandığı makinede herhangi bir sıvı sızıntısı ile karşılaştığında, bunu temizleyebilmedir, bir muhasebe personeli market bölümüne geçip bir siparişi tamamlama konusunda yardımcı olabilmelidir ya da bir CEO ürünle ilgili sorun yaşayan bir müşteriye müşteri ilişkileri hizmeti verebilmelidir. Bu ve buna benzer örnekleri çoğaltmak mümkündür.

Bir personelden, etik dışı, ahlaksız ve yaşa dışı olmadığı sürece ve kendi sorumlulukları altında bir görev olduğu sürece, görevini yerine getirmeye istekli ve hevesli olması beklenir (Eğer sorumluluk sahibi gerçek bir çalışansanız, problemleri derhal tespit eder ve sizden talep edilmeden çözmeye çalışırsınız). Bu benim yapmam gereken bir iş değil demek, “ben sadece kendi sorumluluğum dahilinde olan işleri yaparım” demektir. Bu tutum da performansların düşmesine ve işlevsiz bireylerden oluşan bir ekip ortaya çıkmasına neden olur.

2. Aldıkları Paranın Hakkını Verdiklerini Düşünürler

Siz, geçen sene, geçen ay hatta dün bile çok başarılı işlere imzanızı atmış olabilirsiniz. Bundan dolayı çalışma ortamınızdaki herkes tarafından takdir edilmiş olabilirsiniz ve sizinle bu konuyla alakalı minnettarlık duyguları paylaşılıyor olabilir. Ancak unutmayın ki bir sonraki günün sabahı, henüz hiçbiri sonuçlanmamış ve yerine getirmeniz gereken görevlerle dolu yeni bir günün başlangıcıdır. Her çalışanın, esas alması gereken ölçü bugünkü somut katkılarıdır.

“Ben çalıştığım kadarının karşılığını aldım” demek “benim artık daha fazla çalışmama gerek yok” demektir ve bu mantık, birden bire diğer çalışanlara da elinden geleni yapmadan kazanma hakkına sahip olduklarını hissettirmeye başlar.

3. “Tecrübe” Olmazsa Olmazlarıdır.

Tecrübenin ne kadar önemli olduğunu tartışmak yersizdir, ancak tecrübe sahibi bir kişi, performansını ve becerilerini arttıramıyorsa ve daha büyük başarılar elde edemiyorsa, bugüne kadar edindiği tecrübenin hiçbir anlamı yok demektir. Böyle bir tecrübenin içi boştur. Mesela bir iş arkadaşımız tecrübelerinden dolayı kendisinin danışılması gereken önemli bir kaynak olduğunu söylemişti, ancak koca bir günü ofisinde oturarak geçiren bu arkadaşımıza göre bizim kendisine bir şeyler danışmamız için ofisine gitmemiz gerekiyordu; çünkü ona göre konu tecrübelerine başvurmak ise, ayağına gelinmeliydi. Evet, tecrübeye hepimizin saygısı sonsuzdur, ancak yer alınan pozisyon gereği işin biraz daha ciddiye alınarak tamamlanmasına katkıda bulunulması gerektiğini düşünürüz.

Bir işe ne kadar yıl verdiğinizden çok, bu geçen süre içinde ne kadar başarı ortaya koyduğunuz önemlidir.

“Ben çok tecrübeliyim” demek,  “aldığım kararların ve yaptığım işlerin insanlar tarafından tasdik edilmesine ihtiyacım yok” demektir.

Sadece “tecrübe” bir şeylerin kanıtı olamaz, ancak muhakeme gücü ve ilim, irfan sahibi olma, mantıklı yaklaşımlar sergileme gibi vasıfları taşıyan bir kişi birçok şeyi kanıtlayabilir.

4. Toplantıdan Sonra Yeni Bir Toplantı Daha Düzenlerler.

Bir toplantınız vardır ve burada sorunlar ele alınmıştır, kaygılar paylaşılmıştır ve bunlarla ilgili kararlar da alınmıştır. Tüm katılımcılar bu karaları desteklemiştir ve sonuçta elde edilenler uygulanmaya başlanmıştır. Fakat daha sonra birisi gelir ve daha önce paylaşmadığı konularla ilgili konuşmak için tekrardan toplantı düzenlemeye kalkışır ve önceden alınan kararları desteklemediğini belirtir.

Takımına karşı, alınan kararların yanlışlığını savunur ve sonra toplantı sırasında  “biz bunları uygulamak için karar almıştık” diyerek en azından bir şans vermekte fayda gördüğünü belirtir. Aslında hiçbir şekilde şans vereceği yoktur. Toplantıdan hemen sonra ise “Bir şeyin kabul edilmesi onu uygulayacağım anlamına gelmez, alınan kararları desteklemeyeceğim hatta uygulanmaması için elimden geleni yapacağım” diyerek söylem değiştirir.

Bu tutumu sergileyen birisi kesinlikle başka bir yerde çalışmalıdır.

5. Dedikodudan Zevk Alırlar

Toplantıdan önce, başka bir departmanda çalışan bir görevli hakkında konuşurken, birden konuyu kapatır ve bu kişinin hakkında odada olduğu süre boyunca kesinlikle kötü bir şey söylenilmemesini ister. Bu durumla karşı karşıya kalana kadar kimse şirketlerde dedikodu yapıldığına inanmaz, ama maalesef böyle bir şey vardır ve hepimiz bir gün öyle ya da böyle denk geliriz.

Doğru olan, birden fazla kişiyle başka bir kişinin yaptıkları hakkında konuşursanız, daha sonra o kişiyi de bu durumdan haberdar etmenizdir. Şayet konuyla ilgili bu kişiyi bilgilendirmiyorsanız, kişinin bilgisi dışında kendisiyle ilgili konuşmak çokta uygun bir davranış olmayacaktır.

“Onun ne yaptığını duymadın mı” demek neredeyse “benim başkaları hakkında konuşmaktan başka yaptığım daha iyi bir şey yok” demektir. Dedikodu kültürü yayan bir çalışan, sadece daha verimli şeylerden bahsetmek dururken boşa vakit harcamakla kalmaz, diğer çalışanlarında iş arkadaşlarına olan saygılarının azalmasına neden olur. Herhangi bir çalışanın kişiliğinin bu şekilde zedelenmesine yol açan bir kimseye de asla tolerans gösterilmemelidir.

6. Diğerlerini Geri Planda Tutmak İçin Akran Baskısı Uygularlar

Bir gün şirkete, çok uzun süre yoğun bir şekilde çalışabilen, yüksek performanslı yeni biri dahil olabilir. Bu kişi, hedeflerini tam on ikiden vurarak amacına ulaşan, kendisinden daha tecrübeli olan bir kişiden bile çok çalıştığına ve kendisi hariç ofiste çalışan tüm personeli gölgede bıraktığına dair geri bildirimler alan biri de olabilir.

Bir karşılaştırma söz konusu olduğunda, nitelikli bir personel kendisini, kendisi hariç başka hiçbir kimse ile kıyaslamaz. Sadece kendisini geçmişte yaptıkları ile kıyaslar. Bugün dünden çok daha iyisini icra etmek ister.

Niteliksiz bir personel ise, fazlasını yapmak istemez, diğerlerinin ise kendisinden daha az performans göstermelerini bekler ve kendisinin hiçbir zaman kaybetmeyeceğini herkesin bilmesini ister.

Birisine çok fazla çalışıyorsun demek, “hiç kimsenin çok çalışmasını istemiyorum” demektir, bu fikir de kısa bir süre içinde yayılır ve sonra çalışanların en iyisini ortaya koymak için çaba sarf etmekten kaçınmalarına sebep olur.

7. Zafere Ulaşmak İçin Çabalarlar

Evet, belki bütün işleri yapıyor ve önlerine çıkan tüm engelleri aşıyor olabilirler. Belki onlar olmadan takımın yüksek bir performans göstermesi de mümkün olmayabilir, ama bazıları bundan çok hoşlansa da, tek başına alınmış bir başarının önemi yoktur. Nitelikli bir personel ve takım arkadaşı, zaferi paylaşmayı bilendir. Takım arkadaşlarına güvenmeyi, onları yeri geldiğinde övmeyi ve takdir etmeyi bilendir. Diğerlerinin de kendilerini göstermelerine izin veren ve onların başarılarını kutlayabilendir. Nihayetinde, başkalarının ortaya koyduğu başarı kendisine de yansıyacaktır. Bu vasıfların, özellikle lider konumunda çalışan kişilerde bulunması gerekir.

“İşlerinin hepsini ben tamamladım” ya da “hepsi benim fikrimdi” demek, “dünya benim etrafımda dönüyor ve bunu herkes böyle bilmeli” demektir. Böyle bir durumda, aynı anlayışa sahip olmayan diğer çalışanlar da, hiç ihtiyaçları olmadığı halde kendilerini ispatlamak durumunda hissedecek ve bu durum da kendilerini kötü hissetmelerine neden olacaktır.

8. Kendi Çıkarları Doğrultusunda Başkalarının Düştüğü Durum Onlar İçin Hiç Önemli Değildir

Yaşanılan bir anlaşmazlık durumunda, müşteri rahatsızlığını dile getirerek bir olay çıkarabilir, satış temsilcilerinden biri açıklama yapmaya çalışırken diğer bir meslektaşı ise sinirlenebilir ve sonunda olay büyüyebilir. Sonuç olarak konu her ne olursa olsun birileri hatalıdır.

Bu tipteki personel, hatanın kimde olduğuna, konunun ne olduğuna bakmaksızın ve sonucunu düşünmeden hareket ederler. Bu davranışı sergilerken esas hatanın kendilerinden kaynaklandığının farkındadırlar ama bunu kesinlikle dile getirmezler ya da kabullenmezler. Suçu genelde başkasına yüklemeye çalışırlar.

Düşüncesizce yapılan bazı davranışlar, haksızlığa sebep olabilir. “O ben değildim” diyerek suçu kabullenmemek bencilce sergilenmiş bir davranıştan başka bir şey değildir.

Kaynak:Lifehack.org
Ceviri:LifehackTR.com
Çevirmen: Sinem Yılmaz

Bir Yorum Yaz